27 yaşındaydım IVF'e başladığımda. PCOS'um vardı — 7 yaşından beri düzensiz adetler, AMH 6.8 ng/mL, antral folikül sayım her iki taraf toplam 32. Doktor risk değerlendirmesinde uyarmıştı: "OHSS için yüksek risk grubundasınız. Antagonist protokol uygulayacağız, freeze-all olabileceğimizi düşünelim." Ben sakin dinlemiştim ama şimdi geri dönüp baktığımda o uyarının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyorum.
Stimülasyon 10 gün sürdü. 5. günden itibaren karnım şişmeye başladı. 8. günde foliküler sayı 22'ydi — bir taraf 12, diğeri 10. Estradiol 4,800 pg/mL. Doktor, "OHSS riski yüksek, GnRH agonist ile tetikleyeceğiz ve tüm embriyoları donduracağız" dedi. Ben, "Peki, tamamdır" demiştim. O an süreci henüz tam anlamamıştım.
Tetikleme sonrası OPU planlandı. 18 yumurta toplandı. Laboratuvar 14 olgun olarak işaretledi, 10 embriyo 5. günde blastokist oldu, dondurulduk. Buraya kadar her şey planlandığı gibi.
Ama asıl mesele OPU sonrasıydı. İlk 24 saat normal geçti — şişkin hissediyordum ama sıra dışı değildi. İkinci gün itibariyle bacaklarım şişmeye başladı. Karnım belirgin şekilde büyüktü, doğum gibi. Yemek yerken nefes alamadım. Üçüncü gün sabahı tuvalete çok az idrara çıktım. Vücut ağırlığımı tarttığımda 5 kilo artmıştım.
Kliniğimi aradım. Hemşire, "Hemen gelin" dedi. Geldiğimde ultrason aldılar: overler 12 cm'ye ulaşmıştı, şakıldak gibi. Karın içinde 3 litreye yakın sıvı vardı. Hct değerim %48'di. Bana, "Hastaneye yatmanız gerekiyor" dediler.
Oradan kliniğin partneri olan hastaneye transfer edildim. 4 gün orada kaldım. IV sıvı, düşük molekül ağırlıklı heparin enjeksiyonları (trombozdan korunma için), günlük Hct takibi, günlük kilo ve karın çevresi ölçümü. İki gün sonra parasentez yapıldı — karnımdan 2 litre sıvı çektiler. Acil rahatlama.
O günlerde en çok korktuğum şey kendi bedenime olan kontrolüm üzerindeki kayıptı. Her sabah ağırlık tartarak uyandım, her gün nefesime odaklandım. Eşim ve annem sürekli yanımdaydı. Eşim konuşmadığımda yanımda oturuyordu; annem elime yemek getirip ikna ediyordu — "Bir lokma daha al".
Dördüncü günde Hct %42'ye düşmüştü, idrar çıkarımı normale dönmüştü, şişkinlik azalıyordu. Taburcu oldum. Ama tamamen toparlanmam 2 hafta daha sürdü. Her yürüyüşte bacaklarımdaki ağırlık hatırlatırdı — "Biraz daha yavaş".
İkinci siklus (FET) altı hafta sonrasına planlandı. Freeze-all sayesinde taze transfer olmadığı için gebelik olsaydı OHSS'in ikinci fazı — gebelik hCG'sine bağlı late OHSS — olmayacaktı. Bu kararın ne kadar akıllıca olduğunu geriye dönüp anladım.
FET günü normal bir siklusta geçti. Herhangi bir olay yok. Bir blastokist transferi yaptılar, 10 gün sonra beta-hCG pozitif. Şu an 16. haftadayım. İlk OHSS deneyimim bana çok şey öğretti:
-
Riski küçümsememek: "Başka hastalarda olur, bende olmaz" dememek. AMH yüksek, AFC yüksekse OHSS yakın bir olasılık. Önleyici protokoller önemlidir.
-
Belirtileri fark etmek: Kilo artışı, azalan idrar, nefes darlığı, şiddetli karın ağrısı — hemen kliniği ara.
-
Hastaneyi geciktirmemek: Ben ikinci gün aramıştım ama belki ilk gün arasaydım daha hafif atlatabilirdim.
-
Freeze-all kararını yargılamamak: İlk başta, "Bu sefer olabilir" umudu vardı. Ama freeze-all sayesinde hem OHSS'i kontrol altına aldık, hem de FET transferi stresi olmayan bir ortamda gerçekleşti. Bu aslında iki kat kazanımdı.
-
Destek ağına güvenmek: O 4 gün hastanede yanımda olan eşim, annem ve ailem — onlar olmadan psikolojik çöküş çok daha zor olurdu.
OHSS yaşadığım için şimdi bu süreci başka PCOS olan kadınlara anlatırken daha samimi olabiliyorum. Risk, tedavi planının bir parçası. Tarafınızda iyi bir klinik varsa güvenilir. Yaşadığım tecrübe kötüydü ama yönetilebilirdi ve sonunda taşıdığım ikinci bebeğimle bana bir ders verdi: vücuduma değer vermek, sinyallerini ciddiye almak.