Trabzon'da yaşıyoruz. Bizim ilimizde tüp bebek merkezi var ama eşim ve ben, ikinci başarısız denememizden sonra İstanbul'da bir merkezi tercih ettik. Karar, tıbbi kanıttan çok bir umut arayışından geliyordu. Otuz dokuz yaşımdayım, üç buçuk yıldır deniyorduk.
İlk randevumuza eşimle birlikte uçtum. Doktor bize altı haftalık bir hazırlık planı verdi: bende bir histeroskopi yapılacak, eşimde tekrar spermiogram, sonra stimülasyon başlayacaktı. Bu altı haftada, ben üç kez İstanbul'a gittim. Her seferinde sabah uçağıyla gidip, akşam uçağıyla döndüm. Son geliş, histeroskopi içindi, iki gün kalmam gerekti.
Stimülasyon başladığında, ben Trabzon'da kaldım. İğnelerimi bir lokal bir ebeden yardım alarak kendim yaptım. Folikül kontrolü için yerel bir doktora gittim, ultrason raporlarımı İstanbul'daki doktoruma WhatsApp ile gönderdim, ilaç dozumu uzaktan ayarladık. Bu sistem işe yaradı, ama ilk birkaç günde elim ayağıma karışıyordu.
Yedinci günde İstanbul'a gittim. Bu sefer eşim de geldi, yumurta toplama için. Bir hafta otelde kaldık. Otel klinik anlaşmalı bir yerdi, kahvaltıyı odada yiyorduk, bir köşesi mutfak gibiydi. İlaçlarımı buzdolabında sakladım. Yumurta toplama günü on bir yumurta alındı. Beş günlük blastokist takibinde iki tane iyi kalite embriyomuz oldu.
İlk transferi yapmadık, freeze-all yaptık çünkü östradiol biraz yüksekti. Trabzon'a döndük. Bir ay sonra rahim hazırlığı için tekrar İstanbul'a gittim, bu sefer dört gün. Transfer yapıldı.
İki haftalık bekleyişi Trabzon'da geçirdim. Beta günü, kanı yine Trabzon'da verdim, sonucu doktoruma yolladım. Pozitifti. Hıçkırarak ağladım. Sonraki ultrasonlar için tekrar İstanbul'a gittim, ilk kalp atışını orada gördüm. Sonra takibi yerel bir kadın doğum hocasıyla devam ettirdim, ama her trimester sonunda İstanbul'a uçtum.
Kızım şu an iki yaşında. Çok sevdiğim Trabzon'da büyüyor. Ama tedavi yıllarımı, gerçekten iki şehir arasında parçalanmış olarak yaşadım. Şehirler arası tedavinin getirdiği yorgunluğu küçümsemeyin: uçak gecikmeleri, otel masrafları, evde yalnız kaldığım iğne geceleri, eşimle Skype'tan ağladığımız akşamlar. Bütün bunlar, 'normal tüp bebek hikâyelerinde' fazla anlatılmaz. Ama benim için lojistik, tedavinin gizli ikinci yarısıydı.
Aynı durumdaki çiftlere önerim: yerelde işbirliği kurabileceğiniz bir kadın doğum hocası bulun, ilaçların soğuk taşıma çözümünü baştan netleştirin, otel rezervasyonlarını esnek alın çünkü programlar değişir. Ve son olarak, şehir dışı tedaviye karar verirken bedeninizden çok zihninize kulak verin: yorgunluğa ne kadar dayanabileceğiniz, tıbbi seçim kadar önemli. Mali olarak da hesaplayın: uçak biletleri, oteller, yemek masrafları, kaybedilen iş günleri toplamda büyük bir bütçe oluşturuyor. Eşim ve ben üç yıllık tedavi döneminde sadece seyahat ve konaklama için 80 bin liraya yakın harcama yaptık. Bu mali yükü baştan kabul etmek, sürpriz olmaması açısından önemli. Bir de aile desteği konusu: anne ve eşimin annesi sırayla bize geldiler, ben tedavinin yorgun günlerinde yalnız kalmadım. Şehir dışı tedavi, sadece tıbbi bir karar değil, ailecek bir yatırımdır.