Kurumsal bir şirkette on iki kişilik bir ekibi yönetiyorum. Haftamda dört toplantı, ayda iki iş seyahati, yıl sonu raporlama dönemi var. Tüp bebek sürecine girmeye karar verdiğimde ilk düşündüğüm şey işimdi. Sonra utandım bunu düşündüğüm için. Sonra tekrar düşündüm, utanmamam gerektiğini kabul ettim. Çünkü iş hayatı da benim hayatımın bir parçası ve bu süreç onunla çarpışacaktı.
İlk randevuyu bir cuma öğleden sonraya koydum. O gün takvimimde “doktor randevusu” yazıyordu ama neden olduğunu belirtmemiştim. İlk görüşmede doktorumuza iş tempomu anlattım. Bana sakin bir sesle şunu söyledi: “IVF sürecini iş takviminize göre planlayamayız ama iş takvimini de biraz esnetmek gerekebilir.” Bu cümleyi çok dürüst buldum. Bana bir şeyin mümkün olduğunu söylemedi, bir denge arayacağımızı söyledi.
Stimülasyon döneminde sabahları çok erken kliniğe gitmem gerekiyordu. Saat sekizde kan ve ultrason, dokuzda ofiste olmam ideal. İstanbul trafiği bu dengeyi bazen kuruyor, bazen yıkıyordu. Birkaç günü evden çalışma günü olarak ayarladım. Yöneticimle açık bir konuşma yapmak yerine “tıbbi süreçteyim, önümüzdeki üç hafta esneklik gerekebilir” cümlesini kullandım. Ayrıntıya girmedim. Kabul etti. Şirket içi gizlilik politikaları buna izin veriyordu.
Ekibimle daha zor bir durumdaydım. On iki kişilik bir ekibi yönetirken bazı kararları hızlı vermeniz, bazı toplantılarda bizzat bulunmanız bekleniyor. Takımdan bir kişiyi kısmi olarak yardımcım gibi davranması için hazırladım; ona resmi bir unvan vermedim ama bazı toplantılarda beni temsil etmesini istedim. Bu süreç hem ona profesyonel gelişim fırsatı sundu hem de bana nefes aldırdı.
OPU günü benim için işle ilgili en zor gündü. O hafta büyük bir müşteri toplantımız vardı. Toplantıyı bir gün öteleyemedim çünkü müşteri uluslararası bir ekipti. Sonuçta o toplantının başına yardımcım geçti. Ben o sabah OPU'dayım, o anda o toplantıyı kimin yönettiğini düşünmemeye çalışıyordum. Sonradan bana toplantının iyi geçtiğini söyledi, hatta bir sonraki adım için yeni bir teklif konuştuğumuzu. O an kendimi hem iyi hem de garip hissettim. İyi çünkü ekibim iyi çalışıyordu; garip çünkü ben orada olmadan da bir şeyler işliyordu. Bu garip his aslında öğretici oldu; benim olmamam bir kayıp değil, bazen bir fırsattı.
Transfer sonrası iki haftalık bekleme döneminde ben zirvedeydim aslında, iş açısından. Yıl sonu raporlamaları o haftalara denk geliyordu. Enerjim yetmediği günler oldu. Ama fark ettim ki “enerji yok” derken aslında “dikkatim dağınık” demek istiyordum. Bu iki hâl farklı. Enerjiyi yönetmek zor ama dikkati yönetmek için bazı pratikler işe yaradı: Bir toplantıyı yarım saat uzatmaktan kaçındım, tüm yazışmalarımı günde iki zamanda topladım, gereksiz kopyalar üzerinden ilerleyen iletişimden kendimi çıkardım.
Bir şey öğrendim bu süreçte: Eşik koymanın profesyonel bir değeri var. İş yerinde her şeye evet demek, bir sürece giren birisi için sürdürülebilir değil. Benim yaptığım şeyler arasında en yararlı olanı şuydu: Takvimime düzenli olarak “kişisel zaman” blokları yerleştirdim. Bu blokların içinde ne yaptığımı kimse bilmek zorunda değildi. Bazen gerçekten kişisel bir şey yaptım, bazen sadece nefeslendim. Ama o blokların varlığı, ekibime “her an müsait değilim” mesajını kibarca verdi.
Bu süreçte iş yerinde kiminle konuşacağınızı, kiminle konuşmayacağınızı iyi düşünün. Ben sadece İK'dan bir kişi ve yöneticim olmak üzere iki kişiyle durumumu paylaştım. Bir arkadaşımı da seçebilirdim ama bu, mesleki ilişkileri kendime için karışıklaştırmazdı. Her şirket farklı; bazı yerlerde açıklık daha güvenli, bazı yerlerde mahremiyet daha rahat.
Beta sonucu pozitif geldiğinde o gün bir müşteri sunumundaydım. Klinikten gelen arama sırasında sunum ortasındaydım. Mesajı sunum bittikten sonra gördüm. Odama çekildim, eşimi aradım. Sunum devam ediyordu ama ben birkaç dakika başka bir dünyadaydım. Sonra geri döndüm, sunumun kalanını tamamladım. O gün bana kendim hakkında bir şey öğretti: İnsan aynı anda birden çok dünyada olabiliyor ve bu bir zayıflık değil.
İş hayatını IVF ile dengelemek için pratik tavsiyelerim: Erken bir aşamada İK politikalarını öğrenin. Eğer mümkünse yöneticinizle genel hatlarıyla konuşun; ayrıntıya girmek zorunda değilsiniz. Takım içinde bir destek noktası oluşturun. Takviminize kişisel bloklar ekleyin. Enerji ile dikkati ayırt edin. Ve en önemlisi, “ben bu süreçten önce de tamamdım, sonra da tam olacağım” cümlesini aklınızdan çıkarmayın. İş unvanınız kim olursanız olun, bu süreç bir insan süreci.