İlk siklusumda uzun protokol uygulanmış ve sekiz yumurtadan sadece iki embriyo geliştirilmişti. O zaman kendimi çok yeterli hissetmiştim, en azından transfer aşamasına gelebilmiştim. Transfer günü her şey yolunda gitti, embriyo iyi kalite sınıflandırmasıyla yerleştirildi, doktor 'umutluyum' dedi. İki hafta bekleme sürecinde her belirtiyi abarttım, her gün tuvalete kaç kez gittiğimi kaydettim, her gece uyuyamadım. Beta hCG 2,1 geldiğinde telefonu elime aldığımda laboratuvarın o kuru sesi hâlâ kulağımda. Dünyam başıma yıkıldı. Doktorumu aradım, sakin bir sesle 'gel konuşalım' dedi. O gün olmasa daha uzun süre yıkılırdım sanırım. Muayenede bana 'birinci siklus bir başlangıçtır, her bilgi ikinciye yansır' diye anlattı.
İkinci siklus için tüm tahlillerimi baştan yaptı. Tiroit değerlerim biraz yükselmişti; TSH 3,8 civarındaydı ve gebelik hedefi için 2,5 altı istiyordu. Endokrinoloji konsültasyonu sonrası levotiroksin dozum 50 mcg'ye çıkarıldı, altı hafta sonra TSH 1,8'e düştü. D vitaminim 14 ng/ml ile çok düşüktü, haftada bir 50.000 IU D3 takviyesi ile aylar içinde normal aralığa çektik. Eşimin spermiyogramında da morfoloji oranı beklenenden düşük çıkmış, üroloji tavsiyesi ile Q10, L-karnitin, çinko ve selenyum içeren antioksidan kombinasyonuna geçti, sıcak banyoyu ve laptop diz üstünde kullanmayı bıraktı. Ben de haftada dört gün yürüyüşe başladım, kafeini kestim, alkolü zaten içmiyordum.
Yeni protokol antagonistti ve bu sefer çift stimülasyon stratejisi konuşuldu ama sonunda klasik antagonist tercih edildi. Günlük 225 IU gonadotropin ile başladık, altıncı günden itibaren GnRH antagonisti eklendi. Takipte folikül sayısı daha dengeli büyüdü; bir önceki siklusa göre östradiol seviyelerim daha makul ilerledi. On birinci günde tetikleyici yapıldı. Yumurta toplamada on bir yumurta alındı, yedi olgun, altı döllendi, dördü beşinci gün blastosiste ulaştı. Bu sayıları ilk siklusla karşılaştırınca değişimin ne kadar anlamlı olduğunu gördüm.
Doktorum bu sefer taze transfer yerine 'freeze-all' önerdi. Progesteron değerlerim yumurta toplama günü sınırda yüksekti ve endometriumun stimülasyon etkilerinden iyileşmesi için bir ay beklemek istiyordu. Bu kararı kabul ettim, çünkü ilk deneyimimdeki hatamız aslında aceleye getirmek olmuştu. Bir ay ara verdim, adetim geldi, fiziksel olarak kendimi toparladım. O ay eşimle kısa bir tatile gittik, sürecin dışına çıkmak iyi geldi.
Bir sonraki siklusta doğal değil, hormonlu FET planlandı çünkü adet düzenim stimülasyon sonrası biraz düzensizdi. Östrojen başladım, üç günde iki milligram artışlarla devam ettik, on dördüncü günde endometriumum 8,7 mm'ye çıkınca progesteron eklendi. Beşinci progesteron günü tek embriyo transferi yapıldı. Transfer sessiz ve hızlı geçti, embriyolog çözülmüş embriyonun yüzde yüz hayatta kaldığını söyledi. Bekleme süresinde bu sefer erken beta testi yaptırmadan, evde gebelik testi de yapmadan on beş gün beklemeye karar verdim; bu kendine hâkim olma mücadelesi ilk siklustan çok farklıydı. Beta hCG 312 geldi, tekrarı 705. Doktorum telefonda 'güzel bir başlangıç' dedi ve içim rahatladı.
İlk ultrasonda tek bebek, kalp atışı dakikada 148. Şu an 22. haftadayım ve detaylı anomali taraması temiz geçti. Gebelik şekeri testini yaptıracağım, her şey yolunda giderse eylül sonunda bebeğimi kucaklayacağım. İkinci siklusun birinciden farkı her şeyi en ince ayrıntısına kadar konuşmak oldu. Tiroit, D vitamini, sperm morfolojisi, progesteron zamanlaması, freeze-all kararı; bunların hepsinin bir denklemde yerinin olduğunu anladım. İlk başarısızlık beni yıkmıştı ama aslında çok değerli bir rehber olmuştu. İkinci denemeye girmeyi düşünen kadınlara söylemek istiyorum; tüm tetkiklerinizi baştan yaptırın, kronik sorunlarınızı optimize edin, eşinizin sağlığını da göz ardı etmeyin. Bazen sadece protokol değil, zemin değişir.