Yirmi dokuz yaşımdayken bir kan testinde anti-TPO ve anti-Tg antikorlarım yüksek çıktı. Endokrinolog bana Hashimoto tiroiditi dedi. O zaman TSH değerim sınır üstündeydi ama serbest T4'üm normaldi. “Şimdilik takip edelim, gelişmeyi izleyelim” dediler. Levotiroksin başlamadık.
Üç yıl sonra eşimle çocuk planlamaya başladık. Bir yıl denememize rağmen gebe kalamadık. Kadın doğum uzmanımız genel bir tarama önerdi. Yaptığım testlerde TSH'im dört buçuk civarındaydı ve üreme uzmanı bu değerin gebelik planlayan bir kadında yüksek olduğunu söyledi. Hedef TSH'in iki altı civarı veya daha düşük olması gerektiğini, hatta bazı kaynaklarda iki buçuk eşiğinin konuşulduğunu anlattı.
Endokrinoloğuma döndüm. Bana levotiroksin başladı, 50 mikrogram ile. İki ay sonra TSH'im üçün altına düştü. Üreme uzmanı bu değere bakıp “tüp bebek sürecine girmeye hazırsın ama süreç boyunca TSH'i iki altı altında tutmaya özen göstereceğiz” dedi.
Bu aşamada öğrendiğim ve çok önemli bulduğum bir şey şuydu: Tiroid ilacını aç karnına, günün sabit bir saatinde almam gerekiyordu. Kahve, süt, kalsiyum ve demir takviyeleri emilimi azaltıyordu. Ben sabah kalkınca ilacı alıp yarım saat bekledikten sonra kahvaltı yapmaya başladım. Bu alışkanlık ilk başta zorladı. Bazen saatimi unutuyordum. Telefonuma alarm kurdum, sürekli çalar oldu her sabah yedide.
Stimülasyon dönemi TSH'imi biraz yukarı itti. Üreme uzmanı bana bu durumun hormonal uyarı nedeniyle olduğunu, endokrinoloğumla iletişimde kalmamı söyledi. Endokrinoloğum doz arttırmak yerine biraz beklemeyi tercih etti çünkü değer sınırı geçmemişti. Her iki doktorun benim dosyam üzerinde birlikte konuştuğunu bilmek bana bir güven verdi. Bir yerde bir şey kararlaştırıldığında diğeri bilgilendiriliyordu.
Yumurta toplama günü standart geçti. Sekiz yumurta toplandı, altısı olgundu, dördü döllendi, ikisi blastokist aşamasına ulaştı. Bir embriyomuzu taze transfer etmek yerine dondurduk çünkü üreme uzmanı hormonların daha sakin bir ortamda transfer yapmayı tercih etti. Ben iki ay dinlendim, TSH'imi tekrar kontrol ettik, iki buçuk civarındaydı, iyi bir değerdi.
Donmuş embriyo transferi günü sabahında ilacımı yine alıp yarım saat beklemiştim. Transfer odasında hemşireye durumu anlattım, o notlarıma bakıp onayladı. İşlem on dakika sürdü. Eve döndüm, günlük rutinime devam ettim. İki hafta sonra beta pozitif geldi.
Gebeliğin ilk trimesterinde TSH takibi daha sıklaştı. Her dört haftada bir kan testi verdim. TSH'im iki civarında kaldı, endokrinolog dozu çok az ayarladı. İkinci trimesterde doz bir miktar daha arttırıldı çünkü gebelikte tiroid hormonu ihtiyacı artıyor. Bu takip beni bazen bıktırdı, çok kan verdim, çok randevum oldu. Ama hedef netti ve ekiplerim koordineliydi.
Yirmi dördüncü haftada anatomik ultrason temiz geldi. Otuz altıncı haftada bebek baş aşağı pozisyondaydı. Otuz dokuzuncu haftada normal doğumla oğlum dünyaya geldi. Doğum sonrasında ilaç dozumu endokrinoloğum yeniden ayarladı çünkü gebelik sonrası tiroid ihtiyacı değişiyordu.
Hashimoto ile IVF sürecine girmeyi düşünen kadınlara birkaç söyleyeceğim var: En önemli nokta endokrinolog ile üreme uzmanının koordinasyonu. İdeal olarak iki uzmanın aynı dili konuşması lazım. Randevular birbirinden ayrı olsa bile sonuçları her iki ekiple paylaşın. TSH hedefinizi öğrenin ve onun altında kalmaya özen gösterin; bu değer gebelik planlarken genellikle iki buçuk civarında tutulmaya çalışılır. Levotiroksinin alım saatine ve yiyecekle etkileşimine dikkat edin; bu basit bir detay gibi görünse de tedavinin etkinliğini belirliyor. Stimülasyon sırasında TSH değişebilir, ek kontrol yaptırmaya hazır olun. Gebelik süresince doz genellikle arttırılır, bu normal bir süreçtir.
Tiroid sağlığı benim için sadece bir tanı değil, bir alışkanlık haline geldi. Her sabah o küçük beyaz tabletle gün başlıyor. Oğluma bakarken o tabletin de o günün bir parçası olduğunu unutmuyorum.