Otuz dokuz yaşındayım ve dört yıldır bir anne olabilmek için uğraşıyorum. İlk iki tüp bebek denememde her seferinde 3-4 yumurta toplayabildik, ikisi döllenebildi, biri blastosit aşamasına geldi ve ikisi de negatif sonuçlandı. AMH değerim 0.8 idi. Ankara'da başka bir merkezde çalıştığım sırada hep şunu duyardım: "Yumurtanız az, her siklusta bir deneme yapmamız lazım ve arasında üç ay bekleyin." Ancak ben zamanın benim aleyhime olduğunu biliyordum. Otuz dokuz yaştan kırka giden aylarda her ayın kıymetli olduğunu hissediyordum.
Kıbrıs'taki bir merkezde ikinci görüşüme gittiğimde doktorum DuoStim protokolünden bahsetti. İlk duyduğumda kulağa saçma geliyordu: aynı siklus içinde iki kez yumurta toplama. Nasıl olur da bedenim üst üste iki stimülasyona dayanır, sormadan edemedim. Anlattıkları şu oldu: folikül gelişimi sadece adet döneminin başında değil, luteal fazda yani yumurtlama sonrasında da mümkün. Yani foliküller her gün yeni dalgalar halinde doğuyor. Klasik protokolde sadece ilk dalgayı kullanıyoruz, DuoStim'de hem foliküler hem luteal dalgayı değerlendiriyoruz.
Mart ayının ikinci günü ilk stimülasyonuma başladım. Gonal-F 300 ünite ve Menopur 150 ünite kullandım. On birinci günde OPU yapıldı ve beş yumurta toplandı. Dördü olgundu, üçü döllendi. Beşinci günde iki blastosit dondu. OPU'dan sonra tam dört gün dinlendim ve aynı siklusun on beşinci gününde ikinci stimülasyonuma başladım. Bu sefer daha ilginç bir deneyimdi: bedenim sanki ilk stimülasyonu bırakmamış, foliküller hızla büyüdü. On günlük ikinci bir stimülasyondan sonra OPU yine yapıldı ve altı yumurta geldi. Dördü olgundu, üçü döllendi ve üçü de blastosit aşamasına ulaştı. Hepsi donduruldu.
İkinci OPU'dan sonra yaklaşık yirmi gün dinlendim. PGT-A sonuçlarını beklediğimiz iki hafta çok zorlu geçti. Toplamda beş blastositten dördü öploid çıktı. Bu benim için mucize gibiydi. İki yıl önce bir siklusta tek bir öploid embriyo bile elde etmemiştik.
Transfer için bir ay sonra tekrar Kıbrıs'a geldim. Östrojen desteğiyle endometriyumum sekiz milimetreye ulaştı, progesteron eklendi ve beşinci günde tek bir öploid embriyo transfer edildi. On iki gün sonra beta hCG 245 geldi. Şu anda on altıncı haftadayım. Kalan üç embriyom hâlâ saklı, belki ikinci bebeğimiz için.
DuoStim benim için zaman kazandırdı, moralimi düzeltti ve en önemlisi bedenimin bu yolculuğa hâlâ güç verebileceğini gösterdi. Düşük over rezervi olan ve her ayın önemli olduğu kadınlara şunu söylemek isterim: klasik protokol dışında seçenekler var, sormaktan çekinmeyin.
Yan etkiler açısından söyleyeyim: iki stimülasyon arka arkaya olduğu için karaciğer enzimlerim hafifçe yükseldi, doktorum bunu rutinde izledi. Şişkinlik, hafif baş ağrısı ve yoğun yorgunluk ilk OPU sonrası en belirgin yaşadıklarımdı. İkinci stimülasyon sırasında bedenim zaten sıvı yüklenmesi içinde olduğundan şişkinlik daha da arttı. Hiperstimülasyon riskini azaltmak için iki aşamada da agonist tetikleyici kullanıldı, hCG yerine. Bol protein tükettim, günde üç litre sıvı aldım ve kompres yaparak karın rahatsızlığımı yönettim.
Maliyet tarafına da değineyim: DuoStim standart bir tek siklusa göre yaklaşık %80 daha fazla ilaç tüketimi demek. Çünkü iki stimülasyon iki paket gonadotropin gerektiriyor. Ancak OPU ve embriyo laboratuvarı ücretleri ikinci siklus için kısmen indirimliydi. Toplamda iki klasik siklus maliyetine kıyasla yaklaşık %30 tasarruf ettim ve en önemlisi bana üç ay kazandırdı. Her bir ayımın değerini bilen kırk yaş üstü kadınlar için bu yöntem ciddi bir fark yaratıyor. Transferden önce üç hafta doktorum bana B kompleks, koenzim Q10 ve D vitamini aldırttı, endometriyum kalitesini desteklemek için.